3 Şubat 2010 Çarşamba

CAN AKIN - VENEDIK - ITALYA

VENEDİK

Venedik'e gidince belki de görmeden dönülmeyecek en önemli yer Büyük Kanal'dır. Burada bindiğiniz bir gondolda kanal boyu yapacağınız yolculukta gözünüze ister istemez birçok bina takılacaktır. Eğer bunların ne olduğunu merak ediyorsanız şimdi gondola birlikte binelim ve hepsini sırayla tanıyalım.
Büyük Kanal Venedik'in omurgasını oluşturmaktadır. Ters S harfi şeklindeki Kanal şehrin batısındaki şehre ulaşım noktalarından başlar ve doğusuna doğru kıvrım yaparak ilerler ve St. Marco Meydanı önlerinde sonlanır. Uzunluğu 3800m, genişliği 30 ile 70 m arası derinliği ise 5 m civarındır.
Kanalın her iki kıyısında 12. yüzyıldan 18.yüzyıla kadar tarihlenen konutlar antrepolar ve kamu binaları yer alır. Bu binaların çok büyük bölümü Venedik'in bir dünya ticareti başkenti olduğu dönemde burada oluşan yeni zengin aileler tarafından yaptırılmıştır. Binalar bugün de bu ailelerin isimleriyle anılırlar çoğuda bu binaların yüzyıllardır sahibidirler. Binalar genel olarak 16.yüzyıla tarihlenir. Kareye yakın dikdörtgen planlıdırlar. Giriş kat rustik taşlarla kaplanmış diğer katlar ise sütunlarla bölünmüş pencereli bir cephe düzeni gösterirler. Girişe yerleştirilen yarım daire kemerli kapı açıklıkları hem dışarıyla bağlantı sağlar hem de gelen veya gidecek olan malların yüklenmesinin yapıldığı yerlerdir. Giriş katları genel olarak depo olarak kullanılır. İkinci kat ise tüccar ve ailesine aittir. Özellikle giriş kapısı üzerindeki odalar. Bazen bu bölümün balkonlu da düzenlendiği görülür.
Ponte Rialto (Rialto Köprüsü): Bu ikinci köprü Büyük Kanal üzerindeki en eski köprüdür. Orijinali ahşap olan köprü 1440 yılındaki onarımda adeta yeniden ve yine ahşap olarak yapılmış ve bu onarım sırasında köprüye dükkânlar da ilave edilmiştir. Ortadan, gerektiğinde açılarak büyük deniz taşıtlarının da geçebildiği Rialto Köprüsü'ne bu özellik 16. yüzyılda kazandırılmıştır. Bu mekanizma için mimarlar arasında bir yarışma düzelenmiş Michelangelo, Palladio ve Sansovino gibi tanınmış mimarların katıldığı bu yarışmayı Antonio Da Ponte adlı ünlü olmayan bir mimar kazanmıştır. Kanalın en dar yerine yapılan köprünün ayakları yaklaşık 12.000 adet, çamurlu zemine saplanmış kolon üzerine oturmaktadır. Bugün köprü üzerinde 24 adet dükkân, arkadlı bir düzenlemeyle, yer alır.

Piazzetta Dı San Marco (St.Marco Meydanı): Şehrin en güzel anıt binalarından Dükler Sarayı ve Sansoviane Kütüphanesinin her iki yandan sınırladığı bu geniş alan St.Marco Kilisesi ile sonlanır. Alan ilk kurulduğunda pazaryeri olarak tasarlanmış ve kullanılmışsa da 1536 yılından sonra alanın temiz tutulması amacıyla burada pazar kurulması yasaklanmıştır. Alanın deniz tarafında, her iki tarafında birer tane sütun yer alır. Birinin üzerinde St.Marco'dan önce şehrin korucusu olan Bizans Kraliçesi Teodora'nin heykeli diğerinin üzeride ise Kentin koruyucusu St.Marco'yu sembolik olarak temsil eden ve Venedik'in de sembolü olan bronz bir aslan heykeli yer alır. Bu sütunlar Venedik'e 1125 yılında getirilmiş ve bugünkü yerlerine 1172 yılında Rialto Köprüsü'nün de ilk mimari olan Niccola Starantonia tarafından dikilmişlerdir. Eskiden bu sütunların arasında özellikle ölüm suçları infaz edilmekteymiş. Burada cezaları infaz edilen iki kişinin hikâyeleri hala anlatılmaktadır:
Bunardan biri bir fırıncının oğlu olan Pietro Faziol (Il Forneretto) 'dur. Bir asili öldürdüğü için ölüm cezasına çarptırılmıştır. Cezanın infazdan sonra Pietro Faziol'ün suçsuz olduğu anlaşılınca anısına iki adet gaz lambası yakılmıştır. Diğeri ise Carmagnola Kontudur ve O'da hainlikle suçlanmış suçsuzluğu daha sonra anlaşılmıştır.
Dükler Sarayı (Palazzo Ducale): Pembe Verona Mermeri ve beyaz Istra taşından yapılmıştır. Gotik Üsluptadır. Venedik dukalarının ikametgâhı ve yönetim merkezidir Yapının bir bölümü hapishane olarak da kullanılmıştır. İçi fresk tekniği ile yapılmış resimlerle süslenmiştir.
Libreria di San Marco (Sansovıno Kütüphanesi): Kütüphane binası St.Marco Meydanı'nın batı tarafı boyuncadır. Bu gösterişli bina Mimar Palladio'nun eseridir. Oldukça zengin nadir eserlerin bulunduğu bir kütüphanedir. Kütüphane Kardinal Bessarione tarafından oluşturulmuştur.
Saat Kulesi: St.Marco Meydanı'nın doğusundadır. 1496–1499 yılları arasında Mauro Coducci tarafından yapılmıştır. Kulenin iki yanında daha alçak olan binalar 1500-1506 yılları arasında Pietro Lombarda tarafından yapılmıştır. Kulenin üzerinde yer alan terasta bronz döküm olarak yapılan bir çan ve bu ana ellerindeki balyozlarla saat başı vuran iki erkek heykeli yer alır.
The Basılıca of St. Mark's (St.Marco Kilisesi): Venedik Katedrali olarak da tanınan St.Marco Kilisesi (veya Bazilikası), bu deniz cumhuriyetinin gücünün de bir göstergesidir. 828 yılında Mısır'ın İskenderiye kentinden Venedikli iki tüccarın getirdiği St.Marco'ya ait rölikler ( kutsal sayılan birine ait vücüt parçaları veya eşyalar) kente bir onur kazandırır. Rölikler önce St.Thedora Kilisesi'nde muhafaza edilir. Dük Giustiniano Partecipazio Venedik'e ve St. Marco'ya yakışır bir kilise yapılmasına karar verirse de Onun bu isteği kardeşi Giovanni Partecipazio tarafından projelendirilir ve 832 yılında binanın inşaatı, 883 yılında ise dekorasyonu tamamlanır. 976 yılında çıkan bir ayaklanmada Dükler Sarayı yanar ve alevler bitişikteki Kiliseye de oldukça zarar verir. Kilisenin restorasyonu ise 1000 yılına doğru Pitro Orseolo tarafından yapılır. Daha sonra Dük Domenico Contarini mevcut kilisenin güzel olmadığına karar verir ve yıktırır. 1063 yılında yetenekli öğrencilere bir proje yaptırır ve yapılan bu projeyi hayata geçirtir. Kilise 1073 yılında tamamlanır. Yapı plan olarak Bizans Mimarisinde bir dönem sıkça uygulanan Yunan Haçı (+) planındadır. Dört eşit kolun her biri bir koridor ve kolların kesişirinde oluşmuş bir orta açıklık planın esasını oluşturur. Her kol ve orta açıklık birer kubbe ile örtülüdür. Kubbeler pandantifler yardımıyla ayaklara ve sütunlara otururlar. Yapının içinde kubbe içleri, pandantifler, kemer ve tonozlar, dışta ise ön cephede yer alan kemer alınlıkları mozaik tekniği ile resimlenmiştir. Resimlerde İncil'de yer alan özellikle Hz.İsa'nın hayatı ve mucizeleri ile St.Marco'nun hayatıyla ilgili konular işlenmiştir; ayrıca dekoratif amaçlı olarak bitki motifleri de özellikle kemerlerde görülür. St Marco Kilisesi Bizans Mimarisine öykünülerek planlanmış olmasına rağmen her dönemde getirilen birçok parça ile Gotik, İslam ve Rönesans Üsluplarının özelliklerini de taşır.
1204 yılında Constantinapolis'e, Osmanlıya karşı güç oluşturmak için gelen Haçlı Ordusu, kenti yağmalamış, Bizans Devletinin bir dönem yıkılmasına da sebep olmuşlardır. Bu orduyu oluşturanlardan bir gurubu da Venediklilerdir. Yağmaladıkları sayısız eser arasında bronz 4 at heykeli ve Doğu Roma Ve Batı Roma İmparatorlukları 'nın birliğini sembolize eden Tetrark adlı 4 figürden oluşan heykeller en bilinenlerdir. Bugün St.Marco Kilisesi'nin cephesinde yer alan bu heykellerden Tetrark heykelinin kırık bölümü yakın zamanda kazılarda İstanbul'da çıkmış ve Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Oysa Venedik'te bu heykelin ve daha birçoğunun nereden geldiği belli değil veya Suriye kökenli olduğu söylenir. Hem 4 at heykelinin hem de Tetrark heykelinin orijinalleri St.Marko Kilisesi Müzesindedir. Müze bölümüne St Marco Kilisesi'nden ayrı olarak ücret ödenerek girilir.
Ponte Dei Sospiri (Hasret Köprüsü): Dükler Sarayı ile Prigioni Nuove (Yeni hapishane) arasında kapalı olarak inşa edilmiş 17.yüzyıl Barok Üslupta bir köprüdür. İsmini muhtemelen buradan cezaevine giden mahkûmların Venedik'e son kez iç çekerek bakmasından almış olabileceği söylenir.
Rıva Degli Schıavoni: Ponte della Paglia dan , St.Marco Kanalı boyunca, Gierdini di castello'ya kadar uzanır.
1324 yılında oluşturulan bu alan 1780 yılında genişletilerek bugünkü halini almıştır. Yol boyunca çeşitli turistik eşyalar, oteller ve kafeler yer almaktadır.
Arkeoloji Müzesi: Müze 1523 yılında Cardinal Domenico Grimani tarafından oluşturulmaya başlamıştır. Eserler genellikle Antik Yunan ve Roma Dönemi bronz ve mermer heykellerdir.

GONDOL
İstasyon binasının sağında St.Simeon Picello Kilisesi'ni okside olmuş bakır kubbe kaplamasıyla ayırd edebilirsiniz. Kubbe üzerinde bağışlayıcı olarak Hz. İsa'nın heykeli bulunur. Girişi oldukça etkileyicidir. 18. yüzyıl Neo-klasik Üsluptadır. Merdivenleri suyun içine girmiştir.

Bu ilk kiliseyi geçince Büyük Kanal üzerindeki üç köprüden ilki olan Ponte degli Scalzi (İstasyon Köprüsü) ile karşılaşırız. Köprü 1858 yılında metal olarak yapılmış, 1934 yılında ise beyaz taşla kaplanmıştır. Köprünün sol tarafında Barok Üsluptaki cephesiyle Santa Maria di Nazareth Kilisesi'ni görebiliriz.

Aynı sırada San Geremia Kilisesi Venedik'teki en eski yapılardan biridir. 13.yüzyılda yapılmıştır fakat 1760 yılında onarım görmüştür. Kilisenin Romanesk Üsluptaki Çan kulesi şehirdeki en eski tarihli yapılardandır. San Geremia Kilisesi ve Çan kulesi sırasında bir 18.yüzyıl yapısı olan Palazzo Labia (Patrik Sarayı) yer alır. İçinde fresk süslemeler bulunan bu sarayın köşesinde St.John'un bir heykeli yer alır.

San Marco: Bakışlarımızı yine solda tutarsak kentin 2.büyük kanalı olan Cannaregio Kanalı'nın başlangıcını görebiliriz. Şimdi sağa dönelim Venedik'te Bizans Üslubunda yapılmış bir bina, Fondaco dei Turchi karşımıza çıkacaktır. İki sıra kemerli cephesi ve köşelerde yükseltilmiş kulevari katları ile ayırt edebilirsiniz. Bina 12. veya 13.yüzyıllara tarihlendirilmekteyse de 19. yüzyılda büyük bir onarım görmüştür. Günümüzde Müze olarak (Museum of Natural History) kullanılmaktadır.

Rio delta Maddelena' yı geçiyor ve sol tarafta Rönesans Üslubundaki Plazzo Vendramin Calergi' yi görürüz. Richard Wagner 13 Şubat 1883 tarihinde burada ölmüştür. Hemen ardından 17.yüzyıla tarihle nen Palaza Rounda , Palaza Gussoni Grimani della Vita , Palazetto Boldu ve Palazzo Contarini-Pisani binaları sıralanır. Bu binaların karşısında, sağda yine bir 17.yüzyıl, Rönesans Mimarisi uygulaması olan Ca' Pesaro 1679-1710 yılları arasında inşa edilmiştir. Mimarı olan Baldassare Longhena binayı tamamlayama endişesi yüzünden ölmüştür. Ca'Pesaro günümüzde Müze olarak (The International Galleri of Modern Art and The Oriental Art Museum)

Aynı istikamette, sağda Plaza Corner della Regina 1724 yılında, Klasik Üslupta yapılmıştır. Günümüzde Bankalar Birliği Binası olarak kullanılmaktadır. Yine solda Büyük Kanal' ın dikkate değer bir başka binası Ca'd'Oro 'dur (Golden Hause) . Bu bina birçok kez el değiştirmiş, sık sık onarım görmüştür. Asıl yapılış tarihi 1440 yılıdır. Binada Bizans Sanatı etkileri ve Gotik Üslubun unsurlarını görebilirsiniz. Diğer bir yapı, aynı sırada Palazzo Sagredo'dur. 14.yüzyıl Gotik Üslupludur. Kanalın karşısında iki katlı tuğla bir bina dikkati çeker Pescheria (balık pazarı) binası 1907 yılında yapılmıştır.

Rialto Köprüsü: Kanalın diğer yakasında ise Palazzo Michiel dalle Colonne, bolca kullanılmış kolonlu cephesiyle ayırt edilir. Michiel, Doğundan Venedik'e çeşitli ürünlerin yanı sıra bol miktarda antik şehirlerden topladığı sütunları da getirmiştir. Bunların büyük bölümü St Marco Meydanı'ndaki kilisede ve ayrıca kendileri için yaptırdıkları bu binada kullanılmıştır. Yolumuza devam ediyoruz, Büyük Kanalın sağında Fabbriche Nuove di Rialto etkileyici geniş bir cepheye sahiptir. 1552 yılında yapılan bina Rönesans Üslubu'ndadır. Bina bir ticari merkez olarak kullanılmıştır. Bu binanın yanında meyve ve sebze satılan açık pazar yer alır. Pazar yerinin bulunduğu bu bina Fabbriche Vecchie di Rialto binasıdır. 1522 yılında Mahkeme binası olarak yapılmıştır.

İki fabrikayı cepheden gören Ca'Da Mosto Venedik'te resmi yapılacak kadar güzel binalardan biridir. Venedik-Bizans Üslubunda'ki bina 13. yüzyılda yapılmıştır. Büyük Kanal bu noktada sağa doğru kıvrılır ve biz sol taraftan ilerlerken gözlerimiz Ponte di Rialto köprüsüne takılır. Bu arada solda Fondaco dei Tedeschi binasını (Alman Antreposu) da gözden kaçırmamalıyız. Gördüğümüz bu bina 1515 yılında yanan daha erken tarihli antrepo binasının yerine yapılmıştır. Tepesindeki beyaz mazgalları ve dairesel kemerlerden oluşan girişi ile tanınır. Sağda Palazzo dei Camerlenghi Venedik'in hazine binası (St.Marco Cumhuriyeti Hazine Binası) ve finans merkezidir. 16. yüzyılda yapılmıştır.

Rialto Köprüsü'nün sağında bir 16. yüzyıl yapısı olan Palazzo dei Dieci Savi Rönesans mimarisi üslubundadır. Biraz önümüzde sol tarafta 13.yüzyıl yapısı olan Palazzo Loredan ve 12.yüzyıl yapısı olan Palazzo Farsetti (Venice Town Hall) tipik Bizans Mimarisi Üslubundaki yapılardır.

Aynı kıyıda bir başka 16. yüzyıl binası Palazo Grimani (Venedik Temyiz Mahkemesi) ve Palazzo Papadopoli binaları yer alır. Bir sonraki bina 15 yüzyılda yapılmış ve Milano Dükü Fracesco Sforza' ya ait olan Gotik Üsluptaki Palazzo Bernardo 'dur. Sağ taraf ta etkileyici bir 15. yüzyıl binası Plazzo Pisari 'nin merkezinde bulunan pencere girift motiflerle süslenmiştir.

Yine sağda Plaza Balba (Kanal kıvrımındaki Saray) ve Gotik üsluptaki Ca'Foscari binaları görülür. Ca Foscari Frencesco'ye ait bir antrepo binasıyken günümüzde Venedik Üniversitesi'ne aittir (Economics and Business School of the University of Venice) Biraz ileride sol sırada bir 18.yüzyıl yapısı olan Plazzo Grassi bulunur. Grassi ailesi için yapılmıştır bugün bir Moda Okulu dur. Plazzo Grassi'nin karşısında sağda klasik Venedik mimarisinin güzel bir örneği olan Palazzo Rezzonica 18. yüzyıl Venedik yaşamını gösteren bir müze olarak korunmaktadır. Yine sağda bu binanın biraz uzağında 15.yüzyılda Gotik Üslupta yapılmış olan Palazzo Loredan dell'Ambasciatore ve bunun karşısıda Palazzo Failer bulunmaktadır. Karşımıza Büyük Kanaldaki 3. köprü olan Ponte dell'Accademia çıkar. 19. yüzyılda yapılmış olan köprü 1930 yıllarda bugünkü şeklini almıştır. Metal ve ahşap malzeme ile yapılmıştır. Kanal biraz sonra St.Marco Meydanı önünde sonlanır.

Bu noktada karşımıza Venedik Liman İşletmeleri Binası çıkar. 15.yüzyılda yapılan bu bina 18. ve 19. yüzyıllarda Resim ve Heykel Akademisi olarak kullanılmıştır. İçi de bu dönemden kalma fresklerle süslüdür.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder